Ana Sayfa
02 Kasım 2017 ( 784 izlenme )
Reklamlar

BİRİLERİ YİNE KUDURACAK AMA BİZ ONLARI KUDURTMAKTAN DOLAYI HİÇTE ÜZGÜN DEĞİLİZ :)

İşte yerli otomobili yapacak 3 babayiğit


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerli oto için en son TOBB Genel Kurulu’nda yaptığı çağrı meyvelerini verdi.

Yerli otomotiv markasını üretecek konsorsiyumda Anadolu Grubu, BMC ve Vestel de yer alacak.

TOBB’un girişimiyle oluşturulan dörtlü konsorsiyumu, Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşecek toplantıda açıklayacak.

Bilindiği gibi yerli oto markası konusunda daha önce birçok girişim olmuş, TÜBİTAK bünyesindeki tasarım ve geliştirme çalışmalarının üretime taşınması, yerli yatırımcı bulunamadığı için sonuçsuz kalmıştı.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB’un 73’ncü Olağan Genel Kurulu’nda; “Bir teklifim var. Bu milletin bir evladı olarak buna hasretim. Diyorum ki, TOBB yüzde 100 yerli otomobili ‘Made in Turkey’ olarak çıkarsın” diyerek çağrıda bulunmuştu.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da “Siz bunu istedikten sonra iş dünyası bunu rahatlıkla yapar. Biz hazırız. Siz yeter ki bizim yanımızda olun” demiş, yatırımcı tarafını ortaya çıkarma görevini üstlenmişti.

TOBB, bu toplantıdan sonra birçok çalışma yaptı, görüşmeler gerçekleştirdi ve ortaya 4’lü bir konsorsiyum ortaya çıktı. Bu konsorsiyumda yer alan isimler, hisseler, üretim planları da açıklanacak.

DÜNYA’nın ulaştığı bilgilere göre 4’lü konsorsiyumdaki üç ortaktan birisi yerli otomotiv şirketi BMC, diğeri Isuzu Motors Limited ve Itochu ortaklığı ile (Anadolu Isuzu) hafif kamyon, kamyonet, otobüs ve pick-up; ANTOR markasıyla motor üreten Anadolu Grubu, bir diğer ortak da yeni nesil araçların en önemli girdisi haline gelen elektronikte Türkiye’nin en önde gelen şirketlerinden Vestel olacak.

Motor üretimi yapıyor

Konsorsiyumda yer alacak şirketlerden Anadolu Grubu otomotivde önemli bir şirket. 1960’lı yıllarda kamyonet üretimiyle faaliyetlerine başladı. Isuzu Motors Limited ve Itochu ortaklığı Anadolu Isuzu ile hafif kamyon, kamyonet, otobüs ve pick-up gibi ticari araçların üretim ve pazarlamasını gerçekleştiriyor.

Uzun süre Lombardini lisansı altında motor üreten Anadolu Motor, kendi markası Antor’la üretimini sürdürüyor ve bugün İtalya dahil 40’a yakın ülkeye motor ihraç ediyor. Geçtiğimiz aylarda 135 yıllık traktör şirketi İtalyan Argo Tractors ile ortaklık anlaşması imzaladı. Anadolu Landini ismi ile yeni bir şirket kurarak traktör üretimine başlayacak.

Landini markasının Türkiye distribütörü olan Anadolu Motor, Argo Tractors ile birlikte 50-75 beygir arası yeni modelleri Türkiye’de üretecek. Kia’nın Türkiye distrübütörü olan grup HONDA Güç Ürünleri, ANTRAC çapa makineleri, denizde ise HONDA MARINE markaları ile iş birliği yapıyor.

Elektronik işi Vestel’de

4’lü konsorsiyumun diğer ismi Vestel, dünyada tanınan bir teknoloji şirketi. 1994’ten beri Zorlu Holding bünyesinde. Tüketici elektroniği, beyaz eşya, dijital ürünler, bilgi teknolojileri, LED aydınlatma ve savunma alanlarında geniş bir ürün yelpazesine sahip.

Vestel Elektronik, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri. 19 yıldır elektronik sektörünün ihracat şampiyonu. Avrupa TV pazarının ilk 2, beyaz eşya pazarının ilk 10 üreticisinden biri. Ürünleri 152 ülkede milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor. Avrupa’da her 5 televizyondan biri Vestel City’de üretiliyor.

Dünya çapında 500’ün üzerinde markaya her yıl 4 binden fazla televizyon çeşidi üretiyor. 2016 yılında Endüstriyel Mükemmellik Ödülleri’nde Avrupa Şampiyonu oldu. Sharp ve Toshiba markalarının üreticisi.

Farklı ülkelerde 8 Ar-Ge merkezinde bin 200 kişilik mühendis kadrosuyla Türkiye’nin en çok marka-patent üreten şirketlerinden biri. Dünyada en çok Ar-Ge harcaması yapan ilk 1000 firma arasında. Zorlu Holding’e bağlı Vestel Savunma, SSM’nin başlattığı Mini İHA Projesi ile insansız hava aracı sistemlerine yatırım yaptı.

İlk yerli taktik insansız hava aracı Karayel, Bora ve Efe’yi üretti. Vestel’in konsorsiyumdaki rolünün, yeni nesil araçlarda giderek ağırlık kazanan elektronik sistemlerin üretimi olması bekleniyor.

BMC yerli marka

BMC, kamyon, hafriyat araçları, otobüsler; yanı sıra TSK’ya taktik tekerlekli araçlar, zırhlılar, lojistik destek araçları üretiyor. Kamuoyunun en çok bildiği Kirpi’nin üreticisi de olan BMC (British Motor Corporation) 1964’de kurulmuştu. Önce İngiltere’de faaliyete geçen şirket, 2 yıl sonra Türkiye’de üretime başlamış, Nuffield, Leyland, Austin ve Morris markalarıyla traktör, Land Rover cip, Leyland, Morris ve Austin markalarıyla kamyon ve kamyonet imal etmişti.

Yüzde 25 yabancı ortaklığın da Türk yatırımcılara geçmesiyle tamamen yerli bir marka haline gelen BMC, 1996’da sınai mülkiyeti bir Türk firmasına ait ilk kamyonu (Profesyonel), 2004’te sınai mülkiyeti bir Türk firmasına ait ilk hafif ticari aracı (Megastar) üretti. 2008’de Turquality programına katıldı. 1989’da Çukurova Holding’e, 2015’te de TMSF satışıyla ES Mali Yatırım Danışmanlık’a geçti.

BMC’nin yüzde 50’si Katar Silahlı Kuvvetleri Endüstri Komitesi’ne ait. Diğer yüzde 50’si ise Ethem Sancak, Rizeli işadamı Talip Öztürk ve Ahmet Öztürk’e ait. İzmir’deki 200 bin metrekare alanda 700’ün üzerinde konfigürasyonda araç, yedek parça, motor ve döküm parçaları üretiyor. 80’i aşkın ülkeye ihracat yapıyor. Şirkete, Sakarya’da geniş arazi tahsisi basında yerli otomobilin bu bölgede üretileceği yorumlarına neden olmuştu.

haber7(Dünya)


İLK OTOMOBİL DEVRİM ARABASININ GERÇEK HİKAYESİ

Benzin unutulmadı! Devrim arabaları hakkında bilmedikleriniz...

Türkiye'nin ilk yerli otomobilinin mucizevi öyküsü... Adı 'Devrim'...

Güzel ve bir o kadar da dertli bir öykü bu.

Derdi memleket olanların, derdi Türkiye olanların öyküsü...

İnancın, sabrın, azmin öyküsü...

Azıcık bir destekle, nelerin başarılabileceğini kanıtlayanların öyküsü...

Sadece bu kadar mı?

Hayır!

Başkaları da var öyküde!

İsimsiz kahramanlar da var!

ERBAKAN İLE İLK MOTOR ÜRETİMİ

Kahramanların karşısında duran, sırf muvaffak olamasınlar diye, yol kesen, kol gezen hainler de...

Tabii sırlar da var...

Ne oldu, nasıl oldu her şey en net haliyle ortada olsa da orta yerde gözükmeyenler de var.

Görünenlerin arkasında görünmeyenler de var.

1961! O yıl başladı öykü..

Süre dardı zaman kısıtlıydı...

Bir fikir lazımdı. Parlak bir fikir...

O fikir o gün ilk; genç bilim adamı, Profesör Doktor Necmettin Erbakan'dan geldi...

İlk iş yüzde yüz yerli bir motor üretimiydi...

O da Erbakan'ın imzasıyla 1956 yılında kurulan Gümüş Motor Fabrikası'nda üretiliyordu...

Yani ilk adım tamamdı... Genç bilim adamı, Gümüş Motor'un yerli araba üretmesini istiyordu...

1960 yılında, Ankara'da yapılan sanayi kongresinde konuştu Erbakan, o gün, İstanbul Teknik Üniversitesi Motor Kürsüsü öğretim üyesiydi.
"Olur" dedi Erbakan "yaparız".

"Türkiye'nin kendi otomobilini, kendi imkanlarıyla yapar"

Dönemin askerlerden oluşan darbeci iktidarı, Erbakan'ın ortaya attığı fikirden hareketle,16 Haziran 1961'de Devlet Demiryolları Fabrikaları ve CER Dairelerinin yönetici ve mühendislerinden 20'sini toplantıya çağırdı...

Hani bugün de "bizden bir şey olmaz, biz bir şey yapamayız, üretemeyiz" diyenler var ya işte onlar o gün de vardı. Davetin amacı da o gün "Türkler araba yapamaz" fikrini ortadan kaldırmaktı...

Kalbur üstü işadamları, dönemim kudretli köşe yazarları ve işini bilen gedikli bürokratlar da o davette yerini aldı..

Memleket sorunları tartışılıyordu...

"Kalkınma - büyüme ama nasıl?"
Herkes bir şey söylüyor ama bir adım yol alınamıyordu...

Yazık ki, "biz yapamayız" diyenler çoğunluktaydı...

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel söz aldı, sinirliydi, "Yaparız" dedi...
Yerli bir otomobil üretebiliriz...

Adeta meydan okudu ama söz ağızdan çıktı bir kere ve söz yerini bulmalıydı...

Emir verdi bir ekip kurulacak, 130 gün içinde, yani Cumhuriyet Bayramı'na yetişecek şekilde, ilk yerli otomobil hazır olacaktı...

Neredeyse imkansızdı bu... Ama imkansız denilen yola girildi bir kez... Karar verildi...

O gün; o toplantı, o kararın alınmasıyla bitmiş oldu...

Mühendisler, Profesör Doktor Necmettin Erbakan ve Devlet Demir Yolları Genel Müdür Yardımcısı Emin Bozoğlu öncülüğünde, Eskişehir'de kendilerine tahsis edilen bir atölyede çalışmalara başladı...

Kaldı 129 gün!

UMUDA YOLCULUK VE 'DEVRİM'!

129 günde sıfırdan yepyeni bir otomobil...

Hayal gibi...

Üstelik sadece vakit değil, imkanlar da kısıtlı.

Ekip Erbakan'a bağlıydı... Türkiye'nin ilk ve tek yerli otomobili, Devrim arabası atölyede yapılacaktı!

Düşünün..!!

Basit bir vinç ve küçük el aletleri dışında, otomobil yapmak için gerekli özel bir makine, tesisat, alet, edevat hiçbir şey yok!

Olmadığı gibi, hesapta devlet eliyle yapılan projeye devletin daha doğrusu devlet bürokrasisinin, basının, yani o gün dördüncü kuvvet gibi görülen medyanın tamamına yakını muhalif!

Ki, daha proje bütçesi onaylanırken bile, "alt tarafı bir otomobil için" denilerek, bütçenin yarısı kırpılmış, "ilk yerli otomobil" için 900 bin lira uygun görülmüş...

Yani mühendislerin uğraşacağı tek şey arabanın imalatı değildi... Olmadı da...

Projeyle ilgili, hemen her gün, gazetelerde olumsuz haberler çıkıyordu...

"Çok pahalı - Lüzumsuz!!" Devrim arabaları için kullanılan en hafif sıfattı...

Ekip türlü imkansızlıklar ve karşı çıkmalara rağmen durmadan çalıştı...

Gecesini gündüzüne kattı...

Öyle ya zaman dardı.

Hem de çok dar...

Karşılarına çıkan teknik sorunları, üretimle ilgili sıkıntıları pratik çözümlerle, şartları zorlayarak aştılar...

Gruplara ayrıldılar...

Dizayn, motor-şanzıman, süspansiyon ve fren...

Elektrik donanımı, döküm işleri, satın alma işleri ve maliyet hesapları...

Evet imkansızlıklar vardı ama iş kuralına uygun yapılıyordu...

Her işin bir uzmanı vardı...

Ne gece vardı ne gündüz...

Artık atölyede sabahlıyorlardı.

Günlerce uyumadılar, yemek yemediler, bir süre sonra, boşa konuşmadılar dahi, sadece işlerini yaptılar...

Bitime sayılı günler kalmıştı...

Zaman hızla geçiyor, kaybedilen her saniyenin değeri daha da anlaşılıyordu...
Atölyenin kapısına bir levha asıldı...

Üzerine rakamlarla "10 gün kaldı,--- 9 gün kaldı..."

Her yeni güne yeni bir rakam yazılıyor.

Her yeni günde sinirler biraz daha geriliyordu.

Ve o gün geldi... Türkiye'nin genç, pırıl pırıl gözlerinden ateş saçan, "Biz imkansızı da yaparız" diyen mühendisleri, başardılar...
Onca ayak bağına, onca engelleme girişimine rağmen verdikleri sözü tuttular.

Yerli tekerlekler üzerinde giden, yerli motorla çalışan, modeli yüzde yüz yerli, tüm parçaları el işçiliğiyle üretilmiş 4 silindirli bir otomobil yaptılar...

Türkiye'nin ilk yerli ve milli arabasını, "Devrim"i, söz verdikleri güne, 28 Ekim 1961 sabahına yetiştirdiler...

Araç Eşkişehir'den trene yüklenerek, Ankara'ya, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e ve halka gösterilmek üzere yola çıktı...

Artık her şey tamamdı, hazırdı... "Devrim" çalışıyordu...

Meclis binasının önünde tören alanı kuruldu.

Araç orada tanıtılacaktı. Sadece halk, bürokratlar, milletvekilleri değil, gazeteciler de hazır kıta bekliyordu...

Ama öyle ya, işler yolunda gibi gözükse de kötüler de iş başındaydı.

Türkiye'nin gelişmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını istemeyenler, bugün olduğu gibi dün de vardı.

Birileri nasıl ki, Nuri Demirağ'ın başlattığı ilk yerli uçak hamlesini engellediyse,

Devrim arabasını da engelleyecekti.

Bir plan yaptılar ve o planı devreye soktular...

Plana göre trenle Ankara'ya götürülecek araçta çok az benzin bulundurulması gerekiyordu...

Güya protokol ve güvenlik kuralıydı bu... Öyle söylüyorlardı ama gerçek başkaydı...

İşte bu plan, kötülüğün ilk habercisiydi...

Dedikleri oldu..

Depodaki benzinin tamamına yakını boşaltıldı ve sonrası...

Cemal Gürsel, araca bindi, araç bir süre gitse de az ileride tekledi ve yolda kaldı...

Cemal Gürsel çok sinirlendi. Bir aksilik olduğu belliydi, giderilebilirdi ama dinlemedi Cumhurbaşkanı...

İndi arabadan ve o bilinen cümleyi kurdu; "Batı kafasıyla otomobil yaparız ama Doğu kafasıyla yakıtını unuturuz."

Pusuda bekleyenler yani gazeteciler hemen fotoğraf makinelerinin deklanşörüne bastı.

Akıllarınca büyük bir balık, "flaş haber" yakalamışlardı.

Akıllarınca bu bir rezaletti, utançtı...

Ve o hazin görüntü yani "rezalet" yıldırım baskıyla Türkiye'ye ve dünyaya birinci haber olarak duyuruldu...

Dalga geçtiler, "Biz demedik mi yapamazsınız diye" dediler, güldüler - aşağıladılar, "araba yaptılar ama benzin koymayı unutmuşlar" diye...

Bugün biliyoruz tanıklar, o günü yaşayanlar, projede çalışanlar çok kez anlattı...

Gerçek başkaydı... Benzin koymayı unutmamışlardı aslında... İşin aslı, protokol kuralları bahanesiyle kurulan tuzaktı...

Olan buydu ama kimseye anlatılamadı...

Cemal Gürsel dahi,,

Projeye destek veren kim varsa Devrim'den elini çekti...

Rafa kaldırıldı...

Necmettin Erbakan'ın teşviki ve devletin de oluruyla yola çıkarılanlar, pırıl pırıl mühendisler yine devlet eliyle yarı yolda bırakıldı...

"Devrim" yolda kaldı...

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Deniz Baykal'dan skandal sözler! PKK'NIN IRZINA GEÇTİĞİ TERÖRİST KIZDAN ŞOK SÖZLER!! İBRET-İ ALEM İÇİN PAYLAŞ !.. REİS'TEN SİYONİST GAZETECİYE FİRCA ..Sen Tayyip Erdoğan’ı sıkıştıracağını zannediyorsan beni sıkıştıramazsın! Almanya Dışişleri Bakanı Irak’a gidemedi. Rezil konusu oldular