Bugün emperyalist güçlerin kabusu haline gelen kehanet gerçekleşiyor mu yoksa

464 izlenme17 Aralık 2017
Reklamlar
Bugün emperyalist güçlerin kabusu haline gelen kehanet gerçekleşiyor mu yoksa?

Batının gözündeki Osmanlı ihtişam, zarafet ve kudreti elinde tutan tek hâkim güçtü ve gücünü ezmek yok etmek için değil, adaleti dünyaya hâkim kılmak için kullanıyordu. Osmanlıyı yenebilmek için çok güçlü orduların bir araya gelmesi gerekiyordu.

Bununla birlikte ticari anlamda da çok büyük bir pazara hâkimdi. Doğunun göz kamaştıran kumaşları, paha biçilemez mücevherleri, hakkında günümüzde bile konuşulan haremleri saraylarıyla adeta bin bir gece masallarını andırıyordu ve bu masal çok uzun yıllar batının en büyük kâbusu oldu. 

Nasıl olmasın ki; 
Osmanlı gücünü aldığı maneviyatına sıkı sıkıya bağlı, içlerindeki iman aşkıyla gözlerini bile kırpmadan ölüme dörtnala koşuyorlar ve gittikleri coğrafyalara İslam’ın esenliğini götürüyorlardı.

Yedi düvele hükmeden Padişahlar Hz. Muhammed s.a.v. söz konusu olduğunda, kabrinin temizliğinde kullanılan süpürge püsküllerini başlarına taç ediyor ve her şeyin Allah’ın kudreti dairesinde olduğunu akıllarından bir an bile çıkarmıyorlardı.

Gücünün doruklarında olduğu yıllarda hükmettiği topraklar Doğu Akdeniz’in etrafı, Avrupa’nın doğusu, Afrika’nın kuzeyi, Mısır, Arap yarım adası ve tabi kanayan yaramız Ortadoğu ve pek çok coğrafya. Osmanlı okyanusa ulaşmak için durmaksızın akan bir nehir gibiydi. Giderek büyüyor adaletiyle yalnızca toprakları değil gönülleri de fethediyordu.

Doğunun batıya akan nehri durdurulmalıydı. Osmanlı, gerek kendi zafiyetleri gerek bin bir hileyle yıkıldığında Batı kendi karanlığını çirkinliğini Osmanlının üstüne yıktı ve bu nehrin tüm kaynaklarını kurutmaya çalıştı.

Türkiye’de geçmişini bilmeyen, yada ona nefretle bakan bir nesil oluşturuldu. Tüm bu çalışmaları bilen, hepsinin şeceresini ezbere okuyacak kadar konulara hakim, bayrağın bugünki taşıyanı çıktı ve dedi ki “Dünya Beşten Büyüktür”.

Tıpkı Abdülhamit gibi Avrupa’ya kafa tutan yalanlarını, hilelerini yüzlerine haykıran Recep Tayyip Erdoğan'lı Türkiye artık Avrupa karşısında eskiden olduğu gibi, oyuncu değil, bizzat oyun kurucu, söz dinleyen ceket ilikleyen değil, söz dinleten karşısında diz çökülen bir ülke oldu. 
Yaptığı tüm yatırımlarla Avrupa’ya adeta Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı Fransuva’ya yazdığı şu mektubu akıllara getiriyor.

"Ben ki Sultanlar Sultanı, Hakanlar Hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Vilayet-i Zülkadriye’nin ve Diyarbakır’ın ve Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın ve Acem’in ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve külliyen diyar-ı Arap’ın ve Yemen’in ve dahi birçok memleketin ve nice memleketlerin Sultanı ve Padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım. Sen ki Fransa vilayetinin kralı Fransuva’sın.’’

Avrupa en büyük kâbusuyla karşı karşıya geldiği şu günlerde gördüğü hiç bir rüyayı hayra yormuyor olsa gerek. Oysa bunlar daha fragman, film daha başlamadı.

Ahmet Anapalı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SELİN SAYEK BÖKE HAKKINDA ŞOK GERÇEKLER 4 bin yıldır köstebek gibi yaşıyorlar! FETO'NUN PİS DONUNU CENNET KOKUYOR DİYE BÖYLE KOKLAMIŞLAR Kanserli Hücreyi İntihara Sürükleyen Süper Baharat!