Ana Sayfa
08 Kasım 2017 ( 976 izlenme )
Reklamlar

Öldürülen Prens İsrail İçin bakın Ne Demişti!

Öldürülen Prens İsrail İçin bakın Ne Demişti!


Kendisini tutuklamaya gelen askerlerle çıkan çatışmada öldürüldüğü söylenen Prens Abdülaziz bin Fahd’la ilgili çarpıcı gerçekler akıllarda soru işaretleri bıraktı.

İddiaya göre Kral Fahd’ın oğlu 44 yaşındaki Prens Abdülaziz bin Fahd, kendisini tutuklamak üzere gelen güvenlik güçleri ile korumaları arasında çıkan çatışmada öldürüldü.

Lübnan Başbakanlığı’ndan istifa eden Saad Hariri’nin de Saudi Oger şirketinde ortağı olduğu bilinen Prens Abdülaziz bin Fahd’ın tam olarak nasıl öldüğü henüz net bir şekilde bilinmiyor.

‘BOYNUMU VURDURMAYI TERCİH EDERİM’

Fahd, Temmuz ayında Twitter’da yayınladığı mesajda İsrail’e karşı “El Aksa için savaşın” çağrısında bulunmuştu. Birleşik Arap Emirlikleri’nin politikalarını da sert bir şekilde eleştiren Fahd, paylaşımlarını silmesine yönelik taleplere, “Yorumlarımı silmektense boynumu vurdurmayı tercih ederim” şeklinde yanıt vermişti.


.................

KRAL FAYSAL NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ 

.............


1964 yılında Suudi Arabistan tahtına geçen Kral Faysal bin Abdülaziz “İslam Birliği” düşüncesine sahipti... Göreve başladıktan sonra, “İslâm Birliği”fikrini gerçekleştirmek amacıyla başta Mısır, Suriye, Irak gibi Müslüman ülkelerle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. 

İslam ülkeleri liderleri ile yaptığı görüşmelerin sonunda 1969 Rabat’ta ilk İslam Zirve Toplantısı’nın gerçekleşmesini ve daha sonra da İslam Konferansı Örgütü’nün kurulmasını sağladı... İsrail işgali altında bulunan Kudüs’ün kurtuluşu için cihad ilan eden Kral Faysal; Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerin İsrail’in yanında bulunmasından dolayı Batıya karşı öfkeliydi. 

Haziran 1967’de yaşanan 6 gün savaşı, Ağustos 1969’da Mescid-i Aksa’nın bir Yahudi tarafından yakılması gibi dönemin önemli olaylarından derin acı duyan Suudi Arabistan Kralı Faysal Bin Adülaziz“Kudüs İçin Cihad Çağrısı” yaptığı meşhur Kudüs Konuşması’nda şunları söylemişti:

“Kardeşlerim! Neden bekliyoruz? Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz? Nerededir ki dünyanın vicdanı? Mukaddes Kudüs’ü Şerif sizi çağırıyor. Kendisini kurtarmanızı bekliyor. Neden korkuyoruz? Ölümden mi korkuyoruz? Allah yolunda cihad ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mı?

Ey kardeşlerim bizim istediğimiz İslam milliyeti ve İslami uyanıştır. Milliyetçilik, ırkçılık veya bloklaşmalar değildir arzumuz.

Çağrımız İslami çağrıdır. Allah yolunda cihad etmeyedir çağrımız. Dinimiz, inancımız, mukaddesatımız ve harimi İslâm içindir çağrımız. Ne zamanki hatırlasam Haremi Şerifimiz (Kudüs) ve mukaddesatımız işgal ve tecavüz altındadır ve aşağılanmaktadır. Ve orada günahla Allah’a isyan ve ahlaki çöküntüler sergilenmektedir. Allah’a halisane yalvarıyorum, eğer bana cihad etmek ve mukaddes topraklarımızı kurtarmak nasip olmayacaksa, beni bu dünyada bir an bile yaşatmasın.”

Kral Faysal’ın bu tarihi konuşmasından 4 yıl sonra, yani 6 Ekim 1973’te, Mısır ve Suriye kuvvetleri, İsrail’e saldırdılar... Her zaman olduğu gibi; “ABD ve Batılı ülkeler, yine İsrail’in yanında” yer aldılar!..

Bu “Haçlı İttifakı”na karşı, S.Arabistan ve diğer Arap ülkelerinin ellerinde “tek bir koz” vardı, o da “petrol”dü!..

Çok geçmeden; başta Suudi Arabistanve onun lideri Kral Faysal’ın önderliğinde Arap ülkeleri, Batı ülkelerine petrol ambargosu başlattılar. Ambargoyla beraber uluslararası çapta büyük bir enerji krizi baş göstermeye başladı. 

Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, “petrol ambargosu”nu başlatırken, tarihe geçecek şu cümleleri sarf etmişti:

“Biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşadık; yine öyle yaşayacağız!” 

HENRY KİSSİNGER VE SUİKAST!

Kral Faysal’ın petrol ambargosu yönündeki kararlılığı üzerine, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger; Kral Faysal’ı kararından vazgeçirmek için Suudi Arabistan’a ziyarette bulundu. 

Yahudi kökenli ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, hatıratında Suudi Arabistan’a yaptığı ziyareti şu cümlelerle anlatmıştı: “Kral Faysal oldukça sinirli görünüyordu, aramızda bir diyalog başlayabilmesi ümidiyle esprili bir dille ona; ‘Uçağımın yakıtı bitti, uçağın deposunu doldurmak için emir verirseniz, uluslararası fiyatından ücretini vermeye hazırız’ dedim...

Kral gülümsemedi, kafasını yukarıya kaldırarak sert bir şekilde bana şunları söyledi: ‘Ben yaşlı bir adamım, ölmeden önceki tek dileğim Mescid-i Aksâ’da iki rekat namaz kılmaktır! Sen bu konuda bana yardımcı olabilir misin?”

Aradan çok geçmedi...

Kral Faysal, 25 Mart 1975 tarihinde sarayda suikasta uğradı. Sarayında yaptığı bir halk görüşmesinde yeğeni Faysal bin Musa, kutlama bahanesi ile Kral Faysal’ın yanına sokularak tabanca ile iki el ateş etti ve onu ağır yaraladı... Ağır yaralanan Kral Faysalhastaneye kaldırıldı, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 

Suikastı gerçekleştiren Faysal bin Musa Amerika’dan yeni gelmişti. 

İlk günlerde, Hükümet tarafından akli dengesinin bozuk olduğu yönünde açıklamalar yapıldı... Sonrasında hastanede yapılan muayenede Faysal’ın akli dengesinin bozuk olmadığıtespit edildi. Yargılaması yapılan Faysal bin Musa’yı idam cezasına çarptırıldı. Cezanın infazı 18 Haziran’da Riyad meydanında gerçekleştirildi.

KIRILMA 1975’TE BAŞLADI!

Özetleyelim...

Kral Faysal bin Abdülaziz; “Haçlı İttifakı”na karşı “cihad çağrısı”yapan, “ABD ve Batı’nın her şart altında Siyonist İsrail’i desteklemesi”ne, “artık yeter” deyip, “petrol ambargosu” başlatan “ilk ve tek Müslüman lider”dir...

Bunu da, “canıyla” ödemiştir!..

Allah rahmet eylesin...

Mesele, herhalde anlaşılmıştır...

Bu “suikast”a; kendilerine “kafa tutacak” kral ve şeyhlere, ABD ve Batıdemiştir ki; “İstersek, sizi sarayınızda hem de en yakınınıza öldürtürüz!”

İşte o günden sonradır ki; Ortadoğu’nun “kral”ları ve “şeyh”leri, hep “korku”içinde yaşamışlar, “ABD’ye, Batı’ya ve İsrail’e seslerini çıkaramamışlar”dır!..

S.Arabistan yönetimi, bugün “Şehid Filistinliler” için “terörist”, onları katleden İsrail askerleri için “kahraman” diyorsa, altında yatan sebep, işte bu “öldürülme korkusu”dur!..

ABD ve Batı, aynı “korku” ve “endişe”yi “Türkiye’deki liderlere”de yaşatmıştır!..

“Rahmetli Menderes’i astırarak,

Rahmetli Özal’ı zehirleterek,

Rahmetli Erbakan’ı düşürterek!”

ASIL HEDEF TÜRKİYE!

Şu anda da, Cumhurbaşkanı Adayı Tayyip Erdoğan’a; en “hassas”olduğu “Gazze üzerinden gözdağı”verilmek istenmektedir!.. Son günlerde, “Paralel Yapı” tarafından Erdoğan’a yönelik olarak atılan “sonu Saddam gibi olacak, Kaddafi gibi olacak”twetleri boşuna değildir!..

Mesele, sadece Erdoğan da değildir... Mesele; “Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin önünü kesmek”tir!..

“Türkiye’nin önü kesilirse, bölge; İsrail’in kucağına oturacak ve böylece ABD ve Batı, İsrail üzerinden Kral Faysal öncesi hükümranlık günlerine yeniden dönecektir!”

“İsrail’in Gazze’ye saldırısı”na bir de bu açıdan bakmak ve “büyük fotoğrafı” görmek gerekiyor!..

Artık Kral Faysal yok...

Suudi Arabistan da yok!..

“Tayyip Erdoğan ve Türkiye’de olmasın ki; Enerji Koridoru’nun ve bölgenin patronu ABD ve Batı olsun!”

Size, “komplo teorisi” gibi mi geliyor?..

Peki, “Kral Faysal’ın; hem de en yakınına öldürtülmesi” bir komplo muyduf?..

Bana; “Ama!.. Fakat!” demeyin!.. 


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

ABD ile Çin arasında Son anketten çıkan çarpıcı sonuç! Yüzde 16 düştü VATAN PARTISINDEN MÜTHİŞ ZERRAB VE AMERİKA AÇIKLAMASI SONDAKİKA MERKEL ŞOKTA AVRUPA BİRLİĞİ DAĞILIYOR PAYLAŞMAYAN KALMASIN..