Ana Sayfa
09 Kasım 2017 ( 1505 izlenme )
Reklamlar

Yalçın Küçük'ten küstah açıklama


Yalçın Küçük'ten küstah açıklama


Yalçın Küçük haddini aşarak bu zamanda ezana gerek yok dedi. Ezan sesinden rahatsız olduğunu söyleyen Küçük "Günde beş defa ezan okunuyor. Sabah akşam her tarafta ezan, niye bunu yapıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Yalçın Küçük katıldığı TV programında haddini aşarak bu zamanda ezana gerek yok dedi. Ezan sesinden rahatsız olduğunu söyleyen Küçük: "İnsanlar gidiyor 3 adımda bir cami olursa ne yapacağız, bomboş cami. Türkiye daha çok mu müslüman oluyor. Günde beş defa ezan okunuyor. Sabah akşam her tarafta ezan, niye bunu yapıyorsunuz. Şu teknolojide insanların namaz saatini öğrenmesi için bu mu gerekiyor. " dedi.

Yalçın Küçük kimdir?

Yalçın Küçük, 1 Temmuz 1938 tarihinde Hatay'ın İskenderun ilçesinde doğdu. Kabataş Lisesi'nde öğrenim gördü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Federasyonu, Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi gibi çeşitli federasyonlarda görev aldı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı'nda çalışmaya başladı. Daha sonra Amerika'ya giderek Yale Üniversitesi'nde lisans eğitimi aldı. Bunun yanında Yön, Emek ile Ant dergilerinde sosyalist devrim yanlısı yazılar yazdı. 

1968-1970 yılları arasında Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde bulundu. Bu dönemde Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırmasından dolayı sekiz yıl hapse mahkum edildi. 1971'de doçentliğe yükseldi. 1970 yılında Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) kuruluşuna katıldı. 1973 senesinde Cumhuriyet gazetesinin yöneticiliğine getirildi.

Aynı yılın sonlarına doğru askere alındı ve Kıbrıs Barış Harekatı'na katıldı. 1978'de TİP'ten ihraç edildi. 1979 yılında kendisiyle birlikte partiden tasfiye edilen bazı kişiler ile birlikte Sosyalist İktidar dergisini çıkarmaya başladı. Aynı yıl içerisinde Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteden uzaklaştırıldı. Bu dönemde aydınların yönetime karşı örgütlenmesinde büyük çaba gösterdi. 1987'de Gazi Üniversitesi'ne profesör olarak tayin edildi.

1993 yılında Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanı seçilmesini ve Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olmasını öne sürerek Fransa'ya gitti. Burada İranoloji ile Kürdoloji alanında çalışmalar yaptı. Daha sonra Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bunun yanında örgütün medya organı olan MED-TV'de de programlar sundu. 16 Eylül 1996 tarihinde yurtdışından Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması için harekete geçmenin zorunluluğunu ifade eden bir dilekçe sundu. 29 Ekim 1998'de Türkiye'ye geri döndü. Bu dönemde "Kürtçülük Propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezası aldı.

2000 senesinde tahliye edildi. 2009 yılında da Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılmak üzere İstanbul'a sevk edilen Küçük, 11 Ocak 2009 tarihinde tutuklandı. Ancak 12 gün sonra serbest bırakıldı. 3 Mart 2011'de aynı davadan yeniden gözaltına alındı. 6 Mart 2011'de çıkarıldığı nöbetçi mahkemede tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde de 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 10 Mart 2014'te 5 yıllık tutukluluk süresinin dolmasının ardından tahliye edildi.

Kitapları

100 Soruda Planlama Kalkınma ve Türkiye

Endüstrileşmenin Temel Sorunları: Sovyet Deneyimi

Türkiye Üzerine Tezler I, II, III, IV, V

Bir Yeni Cumhuriyet için

Seçme Teknik Çalışmalar

Aydın Üzerine Tezler

Bilim ve Edebiyat

Quo Vadimus-Nereye Gidiyoruz?

Küfür Romanları

Estetik Hesaplaşma

Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Kuruluşu

İtirafçıların İtirafları: TKP Pişmanları

Bir Soran Olursa

Yirmi Bir Yaşında Bir Çocuk: Fatih Sultan Mehmet

Kurtuluş Yazısı, Türkiye Üzerine Tezler

Davalarım

Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar

Kürtler Üzerine Tezler

Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü

Emperyalist Türkiye

Marksist Damar

Kürt Bahçesinde Sözleşi

Bir Dikine Ülke

Dirilişin Öyküsü

Yürüyüş

Bakış

Tarihçe

Sicil

El Kitabı

Sol Marksizm

Aydınlık Zindan

Tekelistan

Sırlar

Şebeke: Network

İsimlerin İbranileştirilmesi

Tekeliyet I, II

Putları Yıkıyorum

İsyan I, II

Türkiye Büyülü Hapishanem

Gizli Tarih

Ders 1: Küçülme Savaş

Devlet ve Hürriyet

Caligula: Saralı Cumhur

Sol Müdahale

Aforizmalar

Çöküş

Haberci

Fitne

Hasta Despot

Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları

Çıkış - Ansiklopedi I, II




.....       .



Son dakika... Başbakan Binali Yıldırım'dan ABD'de flaş açıklamalar

Diplomatik temaslar için ABD'de bulunan Başbakan Binali Yıldırım gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. ABD ile sorunları geride bırakmak istiyoruz' diyen Başbakan Yıldırım, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ya iadesi ile ilgili "Bilgileri verdik, iadesini bekliyoruz" dedi. Seçim barajı hakkında da konuşan Yıldırım, yaptığı açıklamada "Yüzde 10 barajını oturup konuşuruz" ifadelerine yer verdi. Yıldırım, ABD'nin sınırlı vize alımlarına başlamasıyla ilgili de "Günde 400 vize yerine 100 vize verecekler" dedi.





Washington'da alınan geniş güvenlik önlemlerine ilişkin "Bir talebiniz oldu mu?" sorusu yöneltilen Yıldırım, olağanüstü düzeyde, devlet başkanı seviyesinde bir güvenlik uygulaması yapıldığını söyledi.

"Geçmişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinde yaşan tatsız hadiselerin tekrarının olmaması açısından olabilir. O yüzden aşırı tedbir almış olabilirler. Bizim güvenlik konusunda herhangi bir ilave tedbir alınması yönünde talebimiz olmadı." diyen Yıldırım, Amerikan makamlarının uyguladığı bir güvenlik protokolünün olduğunu belirtti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin seçim barajına ilişkin açıklamaları sorulan Yıldırım, "Açıkçası ben açıklamadan tam net olarak 'seçim barajı düşürülebilir' diye bir şey anlamadım. Söylediği, MHP'nin seçim barajı problemi yok. Eğer seçim kanunlarında değişiklik yapılacaksa oturup bunu karşılıklı görüşüp yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyum çerçevesinde çıkarılacak kanunlar bakımından ele alınabilir." ifadelerini kullandı. 

Yıldırım, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme seçimi yasama ile aynı anda yapılacağı için aslında yürütmede iktidara gelmeme diye bir alternatifin olmadığını, hükümetin seçimle tek başına iktidara geleceğini söyledi.

Seçim öncesi partilerin birbirlerine destek açıklaması yapabileceklerini, bunda bir problemin olmadığını vurgulayan Yıldırım, ancak sonunda adaylardan birinin tek başına seçileceğini dile getirdi.

Meclis'te aslında iktidar partisi, muhalefet partisi tanımının da kalkacağını vurgulayan Yıldırım, "Meclis yasama organı olarak milletvekillerinden teşekkül ediyor. Milletvekilleri bütün yasama faaliyetlerinde partilerinden bağımsız olarak hareket edebiliyorlar. Sistemin özü itibarıyla, milletvekillerinin nasıl belirleneceği, baraj, vesaire hepsi bir paket olarak ele alınabilir. Bunlar uyum yasaları çerçevesinde görüşülecek konular. Seçim kanunu bütün partileri hatta ülkeyi ilgilendirdiği için geniş bir uzlaşma içinde ele alınması gereken bir konu." dedi.

Yıldırım, "AK Parti'nin bir öngörüsü var mı seçim barajına ilişkin?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Barajın yüzde 10 olarak muhafaza edilmesinin esprisi ne, yönetimde istikrar. Yönetimde istikrar açısından barajın yüzde 10 olarak devam etmesi düşünülebilir. Ancak temsilde adalet noktasında seçim sistemi topyekun değiştirilecekse o zaman bütün bu meselelerin birlikte ele alınması gerekir."

Uyum yasaları

Başbakan Yıldırım, uyum yasalarının Meclis'e ne zaman geleceğine ilişkin ise, "Uyum yasalarıyla ilgili hazırlık çalışmaları şu anda devam ediyor. Her parti kendi açısından bir hazırlık çalışması yapıyor. AK Parti'de oluşturduğumuz bir komisyon var. Bu komisyon şimdi tüm mevzuatı tarıyor. 16 Nisan referandumundan sonra yapılan değişikliklere uygun bir şekilde hangi kanunlarda değişiklik yapılması gerektiğinin taramasını yapıyor. Bunlarla ilgili değişiklik teklifleri Meclis'e getirilecek ve görüşülecek." değerlendirmesinde bulundu.

Seçim barajı

Yıldırım, "16 Nisan referandumu sürecinde seçim barajının düşürüleceği yönünde bir beklenti oluşmuştu. Bu devam ediyor. Nasıl bir süreç olacak." sorusuna karşılık, şunları kaydetti:"

"Seçim kampanyamızda doğrusunu isterseniz seçim barajına yönelik bir taahhütte bulunmadık. Anayasa değişikliği kampanyasında bu sistem değişikliği ile Türkiye'de sürekli iktidar, sürekli istikrar döneminin başlayacağını, artık zayıf iktidarlar döneminin sona ereceğini söyledik. Sistemin ülkemizin istikrarı, kalkınması bakımından getireceği faydaları anlattık. Ne seçim sistemi ne siyasi partiler kanunu, bunlarla ilgili kamuoyu ile paylaştığımız konu, taahhütümüz olmadı. Ama bu konular gündeme getirilirse diğer partiler tarafından biz de gayet tabii ki her türlü öneriyi birlikte oturur değerlendiririz. Artılarıyla eksileriyle birlikte karar veririz. Yani tek başımıza değiliz ki 'kalksın, artsın, eksilsin' demek çok anlamlı olmaz."

Seçim sisteminin yeniden göre ele alınması gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, "Seçim sisteminde cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden dolayı Siyasi Partiler Kanununda da, Seçim Kanununda da, diğer kanunlarda da bir güncellemeler yapma ihtiyacı var. Bunlar konuşulacak, bu çerçevede de bunların hepsi, baraj vesaire hepsi ele alınacak." dedi.




"Ciddi sorunlarımız var"

ABD ziyaretindeki yapacağı temaslarda hangi konuların gündeme geleceğine ilişkin soru üzerine Yıldırım, şunları kaydetti:

"Görüşmemizde esas itibarıyla, Türkiye-Amerika arasında ikili ilişkilerimizdeki geldiğimiz durum ve bundan sonra ne yönde hareket edeceğiz, bunları iki müttefik ülkenin başbakanı, başkan yardımcısı, başkanvekili konumunda şu anda bütün açıklıkla konuşacağız. Amerika ile ilişkilerimizin mükemmel düzeyde olduğunu söylememiz doğru olmaz. Ciddi sorunlarımız var. Bu sorunların artık geride bırakılması, geleceğe odaklanılması yönünde düşüncelerimizi muhatabımıza aktaracağız. Ayrıca bölgesel konularda da ele alacağımız meseleler var.

Suriye'de, Irak'ta yaşananlar, terör örgütüyle mücadelede ABD'nin özellikle DEAŞ mücadelesindeki politikası ve buna yönelik bizim itirazlarımız, bunların hepsini gündeme getireceğiz. Aynı şekilde FETÖ'ye yönelik darbenin arkasında olduğuna hiç şüphemiz, tereddütümüz olmayan bu örgütün başının yargılanması ve iade sürecinin başlatılması konuları da gündemimizde olan konular arasında. Bizim tarafımızdan bütün her şey, eldeki bütün bilgiler, belgeler gönderildi. Bu bakımdan yeni bir belge sunma ihtiyacı yok. Gereğinden fazla da belge sunuldu diyebilirim. Bundan sonra beklentimiz, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilgili makamlarının harekete geçmesi."

Başbakan Yıldırım, DEAŞ'a karşı verilen mücadelelerde önemli ölçüde hedefe ulaşıldığının hatırlatılmasının ardından, "Amerikalılar, PYD/YPG'ye verdikleri silahları acaba ne zaman geri alacaklar?" sorusu üzerine, bu konunun görüşmelerde gündeme getirileceğini belirtti.

PYD/YPG ve DEAŞ ile mücadele

PYD/YPG ile birlikte DEAŞ mücadelesi konusunda Amerikalı yetkililerin, "Bu bir tercih değil, mecburiyettir ve bu birliktelik geçici, sadece DEAŞ'ı yok etmeye yönelik bir birliktelik. Ondan sonra biz kendi yolumuza, onlar da kendi yoluna gidecek." şeklinde sözlerini aktaran Yıldırım, "Biz bunun artık zamanının geldiğini görüşmelerde gündeme getireceğiz." dedi.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan'da yaşanan gelişmelere yönelik bir soru üzerine ise Yıldırım, bu ülkede olup bitenleri, onların iç meselesi şeklinde görmek gerektiğini söyledi.

Yıldırım, "Detaylarını, ayrıntılarını çok bilmediğimiz konuda yorum yapmamız yanlış olur. Kendi iç meseleleri. Belli ki içeride birtakım sorunlar var, kendi aralarında bunu halleşmeye çalışıyorlar." diye konuştu. 

Başbakan Yıldırım, ziyaretten beklentisinin neler olduğu sorusuna karşılık da, bu ziyaretlerde "sen şunu ver, ben bunu vereyim, hesabımızı görelim" şeklinde bir sonucun çıkmayacağını dile getirerek, şunları söyledi:

"Bu ziyaretlerin amacı, ülkelerin anlaşamadığı konularda olumlu yönde mesafe almalarını sağlamak. Biz de bunu yapmaya çalışacağız. Dolayısıyla Türkiye-Amerika ilişkilerinin olumsuz yönde değil, olumlu yönde gelişmesi için birçok haklı sebep olduğunu ortaya koyacağız. Muhataplarımız da öyle zannediyorum ki geldiğimiz bu durumdan çok da memnun değiller. Çünkü Türkiye, yıllardan beri NATO'da, ABD ile müttefik. Ayrıca bölgede de önemli bir stratejik ortağı. Bu bakımdan ABD-Türkiye arasında var olan FETÖ kaynaklı, PKK/YPG/PYD kaynaklı sorunlar çözülmeyecek sorunlar değil. Bunun için biz de irade mevcut. Biz bu görüşmelerde bunu gayet açık bir şekilde, samimiyetle ifade edeceğiz ve onların tutumunu da bu vesileyle anlamış olacağız."

İki ülke arasında yaşanan vize sorununda ise ABD ziyareti öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun muhatabıyla görüşmesinin olduğunu dile getiren Yıldırım, "Bunu, olumlu adım olarak değerlendirmek lazım. Kısıtlıdan kasıt şudur, günde 400 vize verilirken, 100 tane verecekler, önceliklere göre verecekler. Aşağı yukarı böyle rakamlar. Bu bizim için de, Amerika için de geçerli. Uygulamalar birbiriyle eş değer uygulamalar. Zaman içerisinde normalleşir. Bu atılan adım aslında vize rejiminin eski haline döndüğünün bir göstergesidir." açıklamasında bulundu. 

İş adamı Rıza Sarraf'ın ABD'de görülen davasına ilişkin bir soruya da Yıldırım, duruşmanın 22 Kasım'da olacağını söyleyerek, "Bakalım o duruşma sonucu ne olacak, bilemiyoruz." ifadesini kullandı.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Canınız sıkıldıkça bu videoyu izleyin gülmekten öleceksiniz!.Nedenmi sebebi bu işte CHP li ler :) F-16 Savaş Uçağı Pilotuna Yolcu Uçağı Verilirse.. CHP 'DE IC SAVAŞ UKRANYA'DA AKIL ALMAZ OLAY